MVSMVS   AxtarAxtar   İstifadəçilərin siyahısıİstifadəçilərin siyahısı   İstifadəçi qruplarıİstifadəçi qrupları   Qeydiyyatdan keçinQeydiyyatdan keçin 
 Şəxsi mə`lumatŞəxsi mə`lumat   Şəxsi ismarışlarınıza baxmaq üçün hesabınıza daxil olun.Şəxsi ismarışlarınıza baxmaq üçün hesabınıza daxil olun.   GirişGiriş 

Sirlar dunyasi
Səhifə Əvvəlki  1, 2
 
Yeni mövzu aç   Bu mövzu bağlıdır, cavab göndərə və ya ismarışları redaktə edə bilməzsiniz.     Forumun ana səhifəsi -> AsudəVaxt
Əvvəlki mövzu :: Sonrakı mövzu  
Müəllif İsmarış
ya islam ya olum



Daxil ol: C. Dek. 22, 2006 09:06
İsmarışlar: 316
Şəhər/ölkə: Baku/Azebaijan

İsmarışGöndərilib: B. Apr. 15, 2007 6:08 pm    İsmarış mətni: Sitatla cavab ver

Yatsı ezanına birkaç dakika vardı. Camiye gitmek üzere son hazırlıklarımı yapıyordum. O sırada kapının zili çaldı. Kapıyı açtım. Karşımda uzun zamandır görmediğim bir dostum. Beni ziyarete gelmiş. Selamlaşıp, kucaklaştık. Buyur ettim. Çay eşliğinde uzun bir sohbet için salona geçtik. Muhabbet gerçekten koyu idi. Nasıl geçtiğini anlayamadığımız üç koca saatin ardından misafirim “geç oldu, bana müsade” diyerek noktayı koydu ve kalktı. Sokağın başına kadar eşlik etme teklifime, “memnun olurum” cevabını verdi.

Birlikte çıktık. Sokağın başına vardığımızda, “Şimdi ayrılık vakti. Ben gidiyorum, ta ki benden hayırlısı gelsin inş!” diyerek elini uzattı. Kucaklaşırken, dostumun ettigi duaya alışkanlıkla amin dedim. Ve arkadaşım sokağın köşesini döndü gitti… Eve dönerken, arkadaşımın veda sözleri takıldı aklıma. “Ben gidiyorum, ta ki benden hayırlısı gelsin.” Düşündüm, düşündükçe ürperdim. Bu bir dua idi. İlk kez duyduğum yaman bir dua. Gayri ihtiyari birkaç kez tekrarladım. Sıcacık duygularla doldum. Bir şey tarafından kuşatılmıştım. Bütün benliğimi dolduran güzel bir şey.

Ertesi gün ilk işim arkadaşımı telefonla aramak oldu. Nedir, nereden duydun diye sordum. Bu özlü duadan çok etkilendiğimi anlayan dostum, “Hz. İsa Aleyhisselam’ın, Peygamber Efendimiz’in geleceğini müjdelediği duaymış bu” dedi. “Ne güzel dua imiş! Tuttum bu duayı” dedim. Güldü ve “o halde hiç bırakma. Ayrıca vesile ol, başkaları da tutsun” diye cevap verdi ve bana bir hayır kapısı aralayarak telefonu kapattı. “Ben gidiyorum, ta ki benden hayırlısı gelsin inş.”

Tutmuştum bu duayı. Bırakmaya da niyetim yoktu. İşte giden gitmişti. Hayırlı bir insandı giden. Fakat, gelmesi için dua edilen ‘daha hayırlı’ kimdi ya da neydi? Bir insan? Bir haber? Yoksa yeni bir gün, yeni bir gece mi? Bir insan ise ya da bir haber, beklemeye değer. Gündüz ya da geceyse hayırlı olan, geri bırakmamaya, ihya etmeye değerdi. Tutmuştum bu duayı. Günler günleri kovaladı, hayırlar hayırları… Dua halen zihnimi meşgul ediyor. Ben de dostumun tavsiyesine uyarak, işitmeyenlere bu duayı duyurmakla vazifeli olduğumu hissediyor, fırsat doğdukça vazifemi ifa ediyordum.

Kim bilir, daha ne kadar böyle duyulmamış sözler, dualar vardır. Ve kim bilir ne kadar yitip giden…Unutulmuş sözler, dualar gibi yitip gitmemek için, giderken kendisinden daha hayırlısı için dua eden dostlara kulak vermekten başka çare var mı? Ve hayır dileyen bütün sözlere. Her sabah “namaz uykudan hayırlıdır” diye seslenen müezzin hayra çağırır. Yanlış bir adımda kalbin derin bir yerinde uç veren sızı hayra çağırır. Hayır her adımdadır. Can kulağını açık tutana.

Ninelerimiz, evin çatısında ötüp duran kargaya, “hayrola karga, hayır isen öt, şer isen git” derler, karganın ağzından hayrı çağırırlardı. Dedelerimiz, ters giden, sarpa sarmış işlerini hayırlısı olur inş der, bir çırpıda aşıverirlerdi. Şimdi hayra sarılıp hayır dileyenler ne kadar az. Daha hayırlısı onun için mi gelmiyor ne?..


_________________
Dunya bir gun, O da bu gun.
Əvvələ qayıt
İstifadəçi mə`lumatlarına bax Şəxsi ismarış göndər İstifadəçinin veb səhifəsinə bax MSN
ya islam ya olum



Daxil ol: C. Dek. 22, 2006 09:06
İsmarışlar: 316
Şəhər/ölkə: Baku/Azebaijan

İsmarışGöndərilib: B.e. Apr. 16, 2007 1:36 pm    İsmarış mətni: Sitatla cavab ver

Kur'an ile konuşan kadın
Tebe-i Tâbiîn neslinden Abdullah ibn Mübarek hazretleri anlatıyor: Hacca gidiyordum. Irak-Suriye topraklarından geçerken yalnız bir kadına rastladım. Selâm verdim; selâmımı “Söz olarak Rahîm bir Rabden selâm sözüdür onların duyacağı” (Yâ-Sîn: 58) âyetiyle aldı.

“Buralarda ne yapıyorsun?” diye sordum. “ kimi yoldan çıkarmışsa, ona yol bulduracak yoktur” (A’râf: 186) âyetini okudu. Anladım ki, yolunu kaybetmiş.

Nereye gittiği soruma “Bir gece kulunu Mescid-i Haram’dan alıp Mescid-i Aksâ’ya götüren ’ı tesbih ederim” (İsrâ: 1) âyetiyle karşılık verdi. Anladım ki, geçtiğimiz hacc mevsiminde haccını tamamlamış, Kudüs’e gidiyor.

“Ne zamandan beri böyle yolunu kaybettin?” dedim. “Tam üç gece (yani üç gündür)” (Meryem: 10) dedi.

Yiyecek verme teklifinde bulundum. “Sonra orucunuzu gün batıncaya kadar tamamlayın” (Bakara: 187) âyetini okudu.

“İyi de Ramazan’da değiliz” dedim. “Kim için nafile bir hayır yaparsa, her hayrın karşılığını verendir, her şeyi hakkıyla bilendir” (Bakara: 158) âyetiyle cevap verdi.

“Yolculukta oruç açılabilir” dedim. “Ama orucu tutarsanız, bu hakkınızda daha hayırlıdır” (Bakara: 184) âyetini okudu.

Niye benim gibi konuşmadığını sordum. “Ağzından tek bir söz bile çıkmasın ki, yanında onu gözleyen ve o sözü kaydetmeye hazır bir gözcü bulunmamış olsun” (Qâf: 18) dedi.

“Kimlerdensin?” diye sordum. “Bu konuda bilgin yok (ailemi söylesem de tanımazsın). Sonra göz de, kalb de (görmeden, kesin bilgiye dayalı olmadan verdiğin her hükümden) sorumludur” (İsrâ: 36) âyetiyle cevap verdi.

“Hata ettim, hakkını helâl et!” dedim. “Bugün size kınama yok. , sizi bağışlasın” (Yusuf: 92) dedi.

Deveme bindirip kafilesine ulaştırma teklifinde bulundum. “Hayır adına ne işlerseniz onu bilir” (Bakara: 215) âyetiyle mukabele etti.

Devemi yanına getirdim. Binecekken, “Mü’min erkeklere söyle, bakışlarını sakınsınlar” (Nûr: 30) âyetini okudu.

Gözlerimi çevirdim; binecekken deve ürküp kaçtı, bu arada elbisesi az yırtıldı. “Başınıza musibet olarak ne gelirse, bu bizzat işleyip, onu hak etmeniz sebebiyledir” (Şûrâ: 30) âyetini mırıldandı.

“Sabret, deveyi bağlayayım!” dedim. “Bu hususta Süleyman’ı anlayışlı ve daha isabetli davranır kıldık” (Enbiyâ: 79) âyetini okuyarak, devemi yönlendirme konusunda benim daha başarılı olduğumu kasdetti.

Deveye bindi ve “Bunu bize baş eğdiren ’ı tesbih ederim; yoksa bunu biz başaramazdık. Ve sonunda şüphesiz Rabbimize döneceğiz!” (Zuhruf: 13-14) âyetlerini okudu.

“Haydi!” diye deveyi hızlandırdım. “Yürüyüşünde (ve davranışlarında) vakur ol ve sesini yükseltme. Seslerin en çirkini, (bağıran) eşeğin sesidir!” (Lokman: 19) mukabelesinde bulundu.

Yürürken şiir okumaya başladım. “Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun!” (Müzzemmil: 20) dedi.

“Şiir okumak haram değil ki!” dedim. “Bu hususu ancak gerçek idrak ve basiret sahipleri düşünüp anlar!” (Bakara: 269) cevabını verdi.

Bir süre gittik; sonra evli olup olmadığını sordum. “Ey iman edenler! Cevabı verildiğinde sizi üzecek meselelerden sormayın!” (Mâide: 101) âyetini okudu.

Derken kafilesine ulaştık ve “Kafile içinde kimsen var mı?” dedim. “Mal ve evlât dünya hayatının süsüdür!” (Kehf: 46) dedi.

Anladım ki, evlâdı var. İsimlerini sordum. “ İbrahim’i dost edindi; Musa ile konuştu; Ey Yahya, Kitab’a kuvvetle tutun!” (Nisâ: 125, 164; Meryem: 12) âyetlerini okudu.

“Ey İbrahim, ey Musa, ey İsa!” diye kafileye seslendim. Nur yüzlü üç genç “Buyur!” diye çıkageldi. Onlara para verip, “Bununla içinizden birini şehre yollayın! Yemeklerin helâl ve temiz olanına baksın ve size bir yiyecek getirsin. Dikkatli davransın!” (Kehf: 19) dedi.

Yiyecek gelince bana, “Geçmiş günlerinizde yaptıklarınızın karşılığında şimdi afiyetle yiyip için!” (Hâqqa: 24) dedi.

Çocuklara, “Annenizin bu durumunu bana söylemezseniz bu yemekten yemem!” dedim. “Annemiz” dediler, “Ağzından Cenab-ı ’ın gazabını çekecek yanlış bir söz çıkar korkusuyla 40 yıldır böyle sadece Kur’an’la konuşur.”

İbn Mübarek, bu hadiseyi Kur’an’da her şeyin bulunduğuna delil olarak anlatırdı.




_________________
Dunya bir gun, O da bu gun.
Əvvələ qayıt
İstifadəçi mə`lumatlarına bax Şəxsi ismarış göndər İstifadəçinin veb səhifəsinə bax MSN
ya islam ya olum



Daxil ol: C. Dek. 22, 2006 09:06
İsmarışlar: 316
Şəhər/ölkə: Baku/Azebaijan

İsmarışGöndərilib: B.e. Apr. 16, 2007 1:38 pm    İsmarış mətni: Sitatla cavab ver

Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi vessellem.) Uhud'daki şehitlerin kabirlerini ziyaret eder ve şöyle derdi: 'Sabrettiğiniz şeylere mukabil sizlere selam olsun. Sizler için ahiret yurdu ne kadar güzeldir.' Zaman zaman da Baki mezarlığına gider, onlara selam verir ve şöyle dua ederdi: 'Ey Müminler yurdunun sakinleri. Selam size. Bizler de inşaallah sizlere kavuşacağız. ü Teala'dan bizim ve sizin için afiyet ve selamet dilerim.'

Enes ibni Malik buyurdu ki: Kıyamet günü kafirlerin dünya nimetlerinden en çok faydalananı getirilerek 'onu ateşe daldırın' denir. O ateşe daldırıldıktan sonra ona 'hiç nimet gördün mü' diye sorulur. O 'hayır' der. Sonra dünyada en çok sıkıntı çeken getirilerek 'onu cennete koyun' denir. Cennete konduktan sonra ona 'hiç sıkıntı çektin mi' diye sorulur. O 'hayır' der.

Muhammed bin İnan her cuma günü el-Karafe kabristanına gider, tanıdık tanımadık ölüleri ziyaret ederdi. Kabirleri gördüğünde ağlıyor ve "Burada yatanlar iki rekat namaz kılmayı veya bir kere la ilahe illallah demeyi ne kadar arzuluyorlar. Onun için ömürlerinizi ganimet olarak değerlendiriniz" diyordu.

Semerkand'da bir saka vardı. Bu zat haftada bir cuma günü kazandığını anne ve babasının ruhu için fukaraya vermeyi nezir eylemişti. Her beş vakit namazdan sonra da onlar için dua ve istiğfar ederdi. Bir cuma günü para kazanamadı, tabii fukaraya da bir şey veremedi. Bir alime gidip ne yapması icabettiğini sordu. O alim de "kavun, karpuz kabuklarını topla hayvanlara ver, sevabını anne ve babana bağışla, ahdin yerini bulur" dedi. Saka alimin dediği gibi yaptı. O gece rüyasında ana ve babasını gördü. Ebeveyni " senden hoşnut olsun; bize her cuma günü hediye gönderdin, bu cuma gecesi bize Hak tarafından cennet kavun ve karpuzları ikram olundu" dediler.




_________________
Dunya bir gun, O da bu gun.
Əvvələ qayıt
İstifadəçi mə`lumatlarına bax Şəxsi ismarış göndər İstifadəçinin veb səhifəsinə bax MSN
İsmarışları göstər:   
Yeni mövzu aç   Bu mövzu bağlıdır, cavab göndərə və ya ismarışları redaktə edə bilməzsiniz.     Forumun ana səhifəsi -> AsudəVaxt Bütün saatlar GMT + 4 Saat
Səhifə Əvvəlki  1, 2
2 səhifə (Cəmi 2 səhifə)

 
Keç:  
Bu forumda yeni mövzu aça bilməzsiniz.
Bu forumdakı ismarışlara cavab verə bilməzsiniz.
Bu forumdakı ismarışlarınızı redaktə edə biməzsiniz.
Bu forumdakı ismarışlarınızı silə bilməzsiniz.
Bu forumdakı sorğularda səs verə bilməzsiniz.


© Azerislam.com - Müstəqil İslam saytı.
Sayt 1422-ci (2001) hicri ilinin Ramazan ayının 1-dən fəaliyyət göstərir.